22nd
renkli negatif ve tozlu scanner.
kendimi çılgınca facebookta bakabiliceğim her gereksiz yere bakarken yakalamamın üzerinden 2 saat geçmiş olsa da kurtaramadım. listemdeki en alakam olmayan insanlara bakıp en gereksiz yorumları kafamdan geçirip biraz da stalkerlık ettim. cihan’aysa bakmadım bile. ne güven değil mi.
ama şimdi aklıma geldiğine göre ona da bakıcam.
ee ne demişler, vizesi olanın facebooku kapalı durmazmış.
Batı mitolojisi almanın ve doğu mitolojisine meraklı bir Cihana sahip olmanın getirisiyle yeni kedinin ismi Thoth oldu. Batı’da Hermes diye bilinen ve Mervenin Kermes diyip güldüğü bu tanrı, baya karizmatik biri.
Saçımı yıllar sonra hüzünlü bir genç kız olmanın getirdiği dnalar eşliğinde gereksiz yere ve gereksiz bir renge boyamanın sonucu artık gotik olduğum şu dakikalarda, akşam Simin’den yiceğim laflar geçiyor aklımdan. Neyse ki gotik olabiliceğine inandığım isimli bir kedimiz var artık.
Thoth googleladığınız ilk anda da öğrenebiliceğiniz gibi (ki bundan ileri giden bir bilgim yok vesseleağm ama öbür dönem doğu mitolojisini de alırsam vay egomun haline) ay, zaman, yazı ve bilgelik tanrısı. Bir takım enteresan durumları ve bir sürü de çocuğu var tabiki. Gelin görün ki bizim kedinin kuyruğu düşmüş ve çılgınca pireli (yine bana göre pirelli). Kedimizi görseydi sanırım beni kalem Cihanı kağıt Merveyi de silgi yapardı Thoth.
Ya da taş kağıt makas yapar bi güzel oynardı bizimle.
Sanırım ecegokalp.com ‘a sahip olmakla beraber artık bu tumblrda canımın istediği kadar cıvıyabiliceğime inanmaya başladım. Ve geçmiş sayfalardaki işlerimi de yapıcak daha iyi bir işimin olmadığı her an siliyorum sinsice.
Artık daha münzevi bir hayat yaşıyorum. Bunu demeyi çok istedim diye yazdım tamam ama bir deviantart, bir tumblr ve bir kişisel siteyle bu yalan açıkça. Çıkırtı kapattım sanırım daha kişisel iletişimler için bu blog hala açık. Bilemiyorum. Bir bildiğim varsa o da düzen istediğimdir ve bloglarla uğraşıcak hevesimin ve vaktimin olmadığıdır. Bir blog yeter sanırım.
ecegokalp.com a birşeyler ekleyince -ki sürekli ve teker teker eklemiceğim de bir kesin- buradan bir takım postlar girerim. Onun dışında aylar önce wearegut.tumblr.com dediğimde ve oraya sanki gerçekten yapıcakmışız gibi işte bilmemneleri de yakında eklicez dediğim günleri de dün gibi hatırlarım. Wearegut’un satış yapıcak bir sürü tshirtü, çantası, broşu, hatta kazağı bile var. Gelin görün ki ben fotoğraf ve video okuyan bu hanım kızınızın bunların fotoğraflarını çekme gibi bir aktivitesi olmadı.
Dikip durdum sizler ve bizler için ama onları bir bir giydim. Demem odur ki (yazı karakteri sınırlaması olsaydı ne ben utanırdım yazarken kendimi durduramamaktan ne siz artık okurken ne hissediyorsanız onu hissederdiniz) wearegut da handmade olaylarının iyice patlak verdiği bugünlerde kısa süre sonra hazır olacak. Sadece dijitalleşmesi gerekiyor.Handmade fırtınası da çok asap bozucu makinem olsa handmade yapmazdım sırf heryerde bir handmade lafı geçiyor diye. (bu tip eleştirilerle itici olanların hazin sonu)
üşenmediğim her an ecegokalp.com ‘a inanılmaz basitlikteki olaylarla benim gibilere bir webte blog dışı ortamlar oluşturmuş kişiler sayesinde taşınıyorum. bu fotoğrafın oluşturucağı seri ise sanırım ki artık oraya konur. tee ne zaman biticekler kim bilir.
o diyil de, atölye filan dedim. köfteci amca var eve 2 dakika mesafede, hergün acılı ezmeli yarım ekmek yiyorum. 4.5 lira, ve acayip bir lezzeti var. fakat buraya kadarmış köfteci amca. birincisi, annemler acıdı ve eski buzdolaplarını veriyolar. ikincisi, köfte yaptırmışlar bana, buzdolabımız da olduğuna göre, evde yemek açılımı konusunda görüşmelere başladık ama bulaşık konusunda sorunlar var. üçüncüsü, fırın çok yakın eve, üşenmem ona mesela. üçüncü çok sağlam olmadı diceksin ama dördüncüyü beklemedin derim, kühne kebap sosundan ben de aldım. OOoOoO
umarım annemler bir hayat boyu yeticek köfte yaptırmışlardır nitekim şehir dışı bir yere giderken yol üstünde bir yerden yaptırılıyor o köfte ancak, çünkü güzel bi köfte o.
neyse, sizlerle cevapsız konuşmayı özlemişim belli ki. şimdi nostaljik fırtınlalarla dolu bir heroes of might and magic oyunuma daha dönüyorum. kebap sosu ve nutella arasında da acayip kızgın bi ortam yaratıp gidiyorum belli ki buralardan, nitekim böyle yirmili yaşlardaki bir kız olarak bloguma gereksiz kişisellikteki bir yazı yazarken işe kebapı ve acılı ezmeyi asla karıştırmamalıydım nutella ve sevgili günlüğüm dururken.
taşınmakla meşgulüm bu sebeple birşeyler koymak çok zor. atölyeyi kurmaya başlasam da bundan milyon kat daha kolay olan ecegokalp.com ‘a taşınmayı bir türlü başaramadım. üşengeçlikler birbirini kovalıyor.
her neyse. bu sene çok acayip olucak sanırım yeni atölyeyle beraber. yerim yok şunu bunu yapmaya diyemiceğim zamanlardayım. e durum bu olunca sınırsız hareketlere girebiliyorum. paylaşmayı da çok istiyorum. ilkokula gidiyorum.
o değil de bizim okulu taşıcak galiba rektör davutpaşaya. O NE ABİ.
sevgiler, ece.